
Kıyafetin tamamlayıcısı aksesuarlar, sonbahar kış sezonunda abartıda sınır tanımıyor. Büyük çantalar, yüksek ökçeli ayakkabılar, iri taşlı kolyeler iddialı gibi görünse de kıyafete ayrı bir hava veriyor..
Ayakkabı, çanta, bilezik, kolye ya da küpe gibi aksesuarların kıyafetlerin önüne geçtiğini, moda dergilerindeki çekimlerden görmüş olmalısınız.
Aksesuara düşkün olmayan biri için bu sezonun tam bir kabus olduğunu söyleyebiliriz. Çünkü sonbahar-kış sezonunda aksesuarsız olma şansınız neredeyse hiç yok. Hatta ufak tefek aksesuarlarla modaya uyum sağlayamayacağınız için hiç aksesuar takmayın daha iyi! Saati bile uzun süre takamayan benim gibi aksesuar düşmanları ne yapacak bilemiyorum ama aksesuar tutkunlarının öne çıkacağına hiç şüphe yok.
Ayakkabı ve çantanın, kıyafetin tamamlayıcıları oldukları bir gerçek. Ama yeni koleksiyonlarda, sıra sıra inceli kalınlı zincirler, iri taşlı boyunda biten tasma görünümlü kolyeler, en az üç-dört tane takılan bileklikler de ayakkabı ve çanta kadar söz sahibi.
İnce topuklu ayakkabı
Topuk boylarının 15 cm.’lere kadar çıktığını daha önce söylemiş, hatta bu ayakkabıları giyenleri uyarmıştık! Stiletto, yani ince topuklu ayakkabılar çok seksi olmalarına rağmen üzerinde bütün günü geçirmek bir yana, ayakta durmak bile dert. Yves Saint Laurent, Versace, Christian Louboutin’in yeni sezon ayakkabı tasarımları ise giymek için olmasa da seyretmek için harika… İlla giyecekseniz siyah rugan olanlarını deneyin.
Taşlı tasmalar
Mücevher görünümündeki renkli taşlarla süslü, boyunda biten kolyeler yeni sezonda çok moda. Hatta bu kolyeler, kıyafetinizi direkt ikinci plana itip, dikkati kendine çekiyor. Balenciaga’dan Alexander McQueen’e kadar pek çok tasarımcının koleksiyonunda en az kıyafetler kadar tasma kolyeler de ses getiriyor. Sade siyah bir elbiseyi farklı bir havaya sokmanın yepyeni bir yolu da bu kolyeler.
Pırlanta görünümlü beyaz ve renkli taşlı kristal kolyeler sezonun favorileri.
Krokodil ve büyük olsun
Yeni sezon ‘lüks’ diye bağırıyor. Krokodil derisi çantalar, birkaç sezondur modaydı ama bu sezon daha da büyüyerek vitrinleri süslemeye başladı. Üstelik daha önce moda olan siyah ya da koyu kahverengi gibi klasik renk ve modellerin aksine kırmızı gibi canlı renkte çantalar çok moda. Yani eğer krokodil derisinden bir çantanız varsa, şimdi de kırmızı krokodil çantanızın olması lazım! Doğru Christian Dior ya da Versace’ye…
Sıra sıra zincirler
Givenchy’nin zincir kolyelerini nasıl boynunuz ağrımadan taşırsınız bilemiyoruz ama sezona damgasını vuran aksesuarların başında bunlar geliyor. Özellikle gümüş görünümlü bu kalın zincirlerden bir tane yetmediğini de belirtelim! Aksesuarınızla fark edilmek istiyorsanız, boynunuzun taşıyabildiği kadar sıralayın. Siyahla çok uyumlu olan bu kolyeyi taktıktan sonra başka bir aksesuara gerek yok…
Şapkanız konuşsun
Önümüzdeki günlerde ülkemizde de açılacak olan ünlü Amerikan markası Ralph Lauren’in moda dergilerindeki ilanları dikkatinizi çekmiş olmalı. Bu ilanlarda kıyafetlerden önce şapkalar göze çarpıyor. Eğer şapka seviyor ve abartıdan hoşlanıyorsanız, neden olmasın? Bırakın aksesuarınız konuşsun…
Aksesuar notları
* Postacı tarzı uzun saplı çantalar çok moda. Çok kullanışlı olan, yandan asabileceğiniz bu çantaların en favorisi de ünlü Fransız aksesuar firması Heres’in postacı çantası…
* Çanta tutkunlarına duyurulur; gümüş deri çantalar hem gece hem de gündüz için yeni bir alternatif. Aynı zamanda Chanel’in zincir saplı çantalarından esinlenen moda tasarımcıları, koleksiyonlarına bol bol zincir saplı çantalar koymuş; bunlardan edinmenin tam zamanı.
* El çantaları yine çok var. Bu sefer renkleriyle ya da üzerindeki taşlarla öne çıkıyorlar…
* Opak çoraplar geçen sene olduğu gibi bu sene de çok moda. Ancak siyah opaklara alternatif, renkli olanları. Yine de bacaklarınız ince değilse siz siyahtan şaşmayın!

Missoni firmasının vârisi ve marka elçisi olan Margherita Missoni, Ganalı çocuklar için yürüttüğü yardım kampanyasıyla, yalnızca ‘güzel bir yüz’den ibaret olmadığını kanıtladı. Moda dünyasının prensesi bu genç kadın, sıra dışı niteliklere sahip!..
Bir prenses gülümsemesine ve masum yüz hatlarına sahip biri Margherita Missoni. Ve son derece taze, bir tüy kadar hafif ve uçucu bir havaya…
Muhteşem trikolarıyla tanınan Missoni ailesinin en genç üyesi Margherita’nın yerinde olmak için dünyadaki hemen her genç kız her şeyini feda ederdi eminiz. Bir peri masalından farksız bir yaşam süren Margherita Missoni, insanları şaşırtacak denli tuhaf bir alçakgönüllülüğe sahip. 21 Şubat 1983 doğumlu bu genç kadının resmi görevi Missoni markasının stil elçisi olmak…
Peki Missoni’nin stil elçisi ne yapar? Dünya jet- sosyetenin katıldığı hemen her davette Missoni marka kıyafetlerle boy gösterir. Moda haftalarında mankenlerden rol çalar. Ve markanın reklam kampanyalarının resmi yüzü olma görevini üstlenir.
Mmm, kulağa hoş geliyor değil mi? Dünyanın önde gelen prestijli moda markalarından biri olan Missoni, bir aile şirketi. Kurucuları ise Margherita’nın büyük annesi Rosita ve büyükbabası Tai…
Rosita ilerlemiş yaşına rağmen halen işinin başında.
Missoni’nin yeni imajından sorumlu olan ve prestijini daha da yükselten kişi ise Margherita’nın annesi. Onlarınki tipik bir İtalyan ailesi. Sıcak, samimi ve son derece neşeli…
SIKICI MI?
Ailenin üçüncü kuşak temsilcisi olan Margherita da aynı sıcak karaktere sahip ve şu an üstüne düşen marka elçiliğini de mükemmel bir şekilde yerine getiriyor.
Zengin bir varis ve moda ikonluğunun tipik özellikleri olan kendini beğenmişlik, asilik, dengesizlik ise şaşırtıcı bir biçimde ona çok yabancı kavramlar.
Bilinen -ya da en azından basına konu olmuş- hiçbir kötü alışkanlığı yok. Gerçek bir parti kızı ama öyle kendini kaybedip aniden tişörtünü kafasına geçiren türden değil.
Aksine her zaman son derece zarif ve sıcak bir havaya sahip.
Kuşkusuz bu ağırbaşlılığını ailesiyle yaşadığı mutlu ortama borçlu.
Genelde trajik aile geçmişlerine sahip tipik moda sektörü kahramanları içinse son derece yabancı bir kavram bu.
Bu kadar kusursuz bir kız insanda biraz da antipatik ve sıkıcı bir imaj yaratıyor değil mi? Ama hiç de öyle değil! Margherita moda endüstrisinin en huysuz moda editörlerinden en kaprisli mankenlerine, yaşlı başlı aristokratlardan genç sosyete mensuplarına dek herkes tarafından çok seviliyor.
Moda sektöründeki herkes onu küçük prenses olarak bağrına basmış adeta.
Unvanlara, paraya ve şöhrete zerre kadar değer vermeyen, adeta başka bir boyutta yaşarcasına uçucu bir havaya sahip olan bu kız, yalnızca bir marka elçisi olmakla yetinmeyecek kadar da zeki ve aklı başında. Ailesi ve öğretmenleri tarafından her zaman servetine değil kendi yaratıcılığına ve başarılarına güvenmesi prensibiyle yetiştirilen Margherita da uslu ve çalışkan bir öğrenci olarak onu sevenleri hayal kırıklığına uğratmayarak Columbia Üniversitesi’nde felsefe okumuş.
Ardından da içindeki oyunculuk aşkına daha fazla karşı koyamayarak oyunculuk dersleri almaya başlamış. Hatta bu amaçla çok sevdiği Milano’daki aile evinden ayrılıp, New York’a taşınmış.
OYUNCU DA!
Oyunculuğa derinden gönül veren Margherita, tek derdinin ‘oyunculuk’ yapmak olduğunu, bu nedenle de öyle medyatik filmlerdeki büyük rollerde gözünün olmadığını belirtiyor. Rol aldığı I am an Island adlı kısa film ise geçtiğimiz Cannes Film Festivali’nde gösterildi bile.
Bu inanılmayacak kadar mükemmel kızın bir de iyilik perisi yönü var. Kendini son dört yıldır Afrikalı çocuklara adamış durumda.
Bu konuda çeşitli organizasyonlarda yer almakla yetinmiyor, medyatik arkadaşlarını da projelerin ses getirmesi için kampanyalara dahil ediyor.
Margherita son olarak, kâr gütmeyen bir yardım kuruluşu olan OrphanAid Africa yararına bir projeye imza attı. Bir internet alışveriş sitesi olan Yoox.com ile birlikte yürüttüğü bu projede ünlü tasarımcıların tasarımları, geliri Ganalı çocuklar için vakfa bağışlanmak üzere internet sitesinde satışa çıkarılacak.
Projenin ilk tasarımı ortaya çıktı bile. Yunan mücevher tasarımcısı Ileana Makri’nin tasarladığı pembe altın üzerine pırlantalı, kahverengi deri ipli bilezik, Margherita’nın da katkılarıyla kapış kapış satılıyor. Pojeyi duyurmak için Cannes’da özel bir yat partisi de veren Margherita’nın işin sadece eğlenceli kısmıyla ilgilendiğini düşünürseniz, fena halde günahını da alırsınız! Yine proje kapsamında Gana’ya gitmiş.
Oradaki çocuklarla bir araya gelerek hem sorunlarını yerinde tespit etmiş hem de onlarla bire bir vakit geçirmiş.
Şimdi gelin de eskilerin, ‘kalbinin güzelliği yüzüne vurmuş’ lafını hatırlamayın. Margherita Missoni, işte tam da böyle biri!

Dünyanın en prestijli saat ve mücevher markası Piaget, ünlü şarkıcı Rihanna’nın ‘Good Girl Gone Bad’ albümünde yer alan hit parçası ‘Take a Bow’un video klibindeki saat ve mücevherlerin sponsoru oldu. Yaptığı başarılı albümler ile adından söz ettiren Grammy ödüllü sanatçı Rihanna, klibinde Piaget’nin en çok beğenilen saat modeli Piaget Polo ile Possession model bileziklerini tercih etti.

Dünyanın önde gelen saat firmalarından Tissot’nun yeni bayan saat koleksiyonu Odaci-T; mücevher, stil ve moda kavramlarının bir arada harmanlandığı modelleri ile göz alıcı bir cazibe yaratıyor. Son derece özgün bir şıklık sunan koleksiyonda bulunan modeller, malzeme ve renkleriyle de kadın cazibesinin çok özel bir yorumunu gözler önüne seriyor. Tissot Odaci-T koleksiyonu, kare formu ve pırlantalarla çevrili kadranı ile farklılaşarak tüm dikkatleri üzerine çekmeyi başarıyor.