Temel faaliyet alanı olan mobilya tasarımını, “ev”e odaklı yeni yaşam kültürünün getirdiği ihtiyaçlar doğrultusunda geniş bir platforma taşıyan Koleksiyon, bu çerçevede geliştirdiği farklı tasarım fikirlerini yeni objelerle hayata geçiriyor.
Yeni dönem tasarım çizgisinde geleneksel ve çağdaşı buluşturan Koleksiyon, bu dönemde ürün çeşitliliğini arttırıyor. Koleksiyon’un yeni dönem çalışmaları arasında yerel yaşam dokuları taşıyan gündelik yaşamın içinden objeler, ev tekstili ürünleri ve aydınlatma sistemleri öne çıkıyor.
Alev Ebüzziya’nın Tigris serisi ile sanat hayatın içinde
Koleksiyon obje seçkisinde ünlü seramik sanatçısı Alev Ebüzziya’nın Koleksiyon için tasarladığı “Tigris” in yeni üyeleri bulunuyor. İsmini, bu coğrafyaya hayat veren Dicle Nehri’ nin Latincesinden alan “Tigris” serisinin yeni parçaları aynı zamanda sanat ile yaşam arasındaki sınırları kaldırıyor ve sanatı hayatın içine sokuyor. Ebüzziya’nın “Tigris” serisinde siyah camdan üretilen “Tigris” kase ve vazoların yanı sıra beyaz ve kırmızı sek camdan su sürahisi gibi objeler yer alıyor.
İstanbul Serisi ile bu coğrafyaya ait renkler
Koleksiyon, objelerinde çağdaş unsurları geçmişin nostaljik tatlarıyla buluşturan bir bakışı gündeme getiriyor. Koleksiyon’un bu çerçevede öne çıkan ürünleri arasında Faruk Malhan imzalı “İstanbul” serisi yer alıyor. “İstanbul” serisi, Koleksiyon’un geleneksel ve çağdaş sentezinden oluşan yeni dönem çizgisinin en önemli örneklerinden birini oluşturuyor.
Su, çay, ayran, viski ve rakı bardaklarından oluşan “İstanbul” serisi, Koleksiyon’un bu coğrafyaya ait renklerin ve duyarlılıkların yeniden yorumlanması için çıkılan yolculuğun ilk adımı. Paşabahçe’nin Denizli’deki el işliklerinde cam üfleme tekniğiyle üretilen “İstanbul” serisindeki bardaklar sadece formları ile değil, üretim şekliyle de “gelenek” ile bağ kuruyor.
Seride yer alan en karakteristik tasarımlar olan çay bardağı ve rakı kadehi, Türk kültürünün önemli birer parçası olan uzun sohbetlerin keyifli paylaşım anlarını temsil ediyor. Çay bardağının en yenilikçi özelliği, ince belin formunun çok modern bir çizgi ile yorumlanması ve bardağın kaidesi ile tabağın tasarım olarak da ilişkilendirilmesi. Çay bardaklarının ayrılmaz parçası olan çay tabağı bu tasarımda içiçe geçiyor.
Aydınlatmada nostaljik boyut
Koleksiyon’un yeni cam aydınlatma serisi ise, Koleksiyon’un son dönemdeki zengin ürün çeşitliliğinin dikkat çekici yansımalarından birini oluşturuyor. Bu seride yer alan el yapımı Nakşidil, Nur lambalar ve Harmandalı lamba-sehpa ikilisi hem çağımızın modern ev yaşamının ayrılmaz unsurları olarak dikkat çekiyor hem de gerek isim gerekse tasarım özellikleriyle Türk-Osmanlı kültürünü günümüze taşıyor.
Anadolu’nun asırlık dokuma geleneğine Koleksiyon’dan yeni yorum
Özgün tasarımlarıyla dikkat çeken ev tekstili serisi Koleksiyon’un zengin ev dünyasını ve “ev”e bütünsel bakışını tamamlıyor. Koleksiyon Ev Tekstili bünyesindeki yeni ürünler arasında Uşak’ın geleneksel el dokuması kilimleri de yer alıyor.
Tümüyle el yapımı Uşaklıgil halı ve kilimlerinin yer aldığı bu seri, tasarımcı Faruk Malhan tarafından yorumlandı. Malhan’ın Uşaklıgil kilim tasarımları Anadolu’da yıllardır varolan ancak son dönemde unutulmaya yüz tutmuş tahta tezgahlarda dokumacılık geleneğini çağdaş ve yeni bir bakışla günümüze taşıyor.
200 yıllık geçmişe uzanan Uşaklıgil kilimleri Karakeçili ve Harmandalı Yörükleri tarafından tamamen geleneksel tekniklerle dokunuyor. Genellikle ağaçtan yapılmış basit tezgahlarda dokunan kilimler, güzellikleriyle olduğu kadar renk ve kalitesini uzun yıllar koruyan dayanaklı malzemesiyle dikkat çekiyor.
Yer sofrasından “çağdaş” sini sehpaya
Geleneksel ve çağdaş buluşmasının mobilyaya yansıyan en yeni ürünü ise geleneksel yer sofrasının simgesi olan “Sini” sehpa. Koleksiyon’un nostaljik tatlar taşıyan “Sini” sehpası, yuvarlak hatları, farklı cam rengi alternatifleri ve özgün tasarımı ile bulunduğu ortamın atmosferinde geçmişi yaşatıyor.
Bakara Collection’da en çok satan aydınlatma ürünü Class Plus oldu. Bakara Collection, yaz koleksiyonuna modern aydınlatma ürünü İtre firmasının renkli lambaderi Class Plus’ı ekledi.
İtre firmasının İtalyan Ufficio Stile isimli tasarımcısının modern ve yalın lambaderin şapkası Pvc kaplama, gövdesi el emeğisp; murano camdan yapılmış. Lambaderin en önemli özelliği alt ve üst kısımlarının ayı ayrı yanarak mekana farklılık katması. Ürünün siyah, beyaz, krem gibi renk alternatifleri var. Fiyatı: 1700 EURO + kdv
Toikka’dan güzel kuşlar serisi (kimilerine göre ördekler):
Tasarımcı: Oiva Toikka
Evinizin dekorasyonunu tamamlayacak şık bir obje
Toikka’nın kuş koleksiyonunun değerli bir parçası olan yaban kazı sınırlı sayıda üretilmiş. Sadece 2000 adet üretilen bu nadide parça, fiyatıyla da çok nadide:) http://www.finnishgifts.com fiyatı: 1.375$
Türkiyede cam yapma sanati Selçuklularla beraber başlamış ve İstanbulun keşfini takiben gelismistir. Istanbul ve çevresinde birçok cam atölyesi kurulmustur 14. Yüzyilin baslarinda çubuklu yakınlarinda kurulan Kristal Cam imalathanesinde çesmi Bülbül adi verilen bir cam çesidi yapilmaya baslanmıstır.Türkiyede çağdas anlamda ilk cam fabrikasi 1934 yılında kurulan Paşabahçe’dir
Cam Mısırlılar ve Finikeliler tarafından IÖ 2000 yilinda ilk kez üretildigi rivayetinin yanisira, IÖ 3000 yilinda yapildigina inanilan ilk cam örnekleri Mezopotamya’da bulunmustur. Camin ilk olarak nasil üretildigine dair hiçbir kanit olmamasina ragmen, Romali bir tarihçi olan Pliny, Finike’li denizcilerin cami ilk olarak bulduğuna işaret eder.Hikayeye göre denizciler, Suriye’nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurdular ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan, soda bloklari üzerine koydular. Ertesi gün uyandiklarinda, ateşin sıcaklığından dolayi kum ve sodanin camı olusturdugunu gördüler. Pliny’nin bu anekdotu belirsiz olabilir, fakat cam üretimi için gerekli olan doğru formülü içermektedir. Kum, cam üretiminde en önemli maddedir. Kaynama noktasini düşürmek için soda eklenir ve sertleşmesi ve uzun ömürlü olmasi için üçüncü olarak kireç eklenir
Doğu Akdeniz bölgesindeki ilk cam bulgularina, Türkiye’nin Güneybati kasabasi olan Kas yakinlarinda, I.ö. 2000 yılı civarında batmış bir ticaret gemisinin kargo bölümünde rastlanmistir. Bu batıktaki yükte, kaliplara dökülen erimiş camdan yapılmış mavi cam külçeleri bulunmuştur
Mezopotamya’da üretilen cam nesnelerle birlikte, cam yapma teknikleri Akdeniz’in diğer bölgelerine de yayilmistir. Ilk önceleri cam bloklar kullanilmis ve oyularak sekil verilmistir. Mısır’in Iskenderiye şehri 7. Yüzyildan itibaren cam yapım merkezi olmus ve cam üfleme teknikleri bu dönemde bulunmuştur. Bu teknik Italyan atölyelerinde ilk olarak Cumae, Literium ve Pozzuoli’de ve daha sonra da Roma’da daha değişik şekilllerle kullanilmistir. Bizans döneminde cam agirlikli olarak binalarda kullanilmistir ve bu döneme ait örnekler günümüzde bulunmaktadir .
FERFORJE SANATI
Eski zamanlarda ocakta kızdırılan demiri çekiçle döverek, at nalı, kazma veya saban demiri yapan ustalar, teknolojinin ilerlemesiyle daha ince işler yapmaya başlamışlar ve böylece ”ferforje” adı verilen sanat ortaya çıkmış.
Yandaki resimde ferforje yatak örneği yeralmaktadır.

Mekanı bölmenin yanısıra, görsel bir hareketlilk de katan
ferforje separatör, demir sanatının güzel bir örneği,
Ferforje sandalyeler, özellikle dış mekanlarda tercih edilmekte.Tek dezavantajları ağır olmaları.
Günümüzde makina ve kimyasal maddeler kullanılarak oluşturulan ferforje ürünler çok çeşitlilik göstermektedir.

Yandaki resimdeki
ferforje puf ve aşağıdaki resimde yeralan
ferforje koltuk, ince çizgileriyle çok zarif görünüyor.
Aşağıda iki farklı ferforje ayna çalışması yeralmakta.


ART NOUVEAU OBJELER
19.yüzyılın sonlarına doğru, endüstrileşme ve makinalaşmaya tepki olarak ortaya çıkan bu akımla, zarif çizgiler, çiçek ve hayvan figürlerinden oluşan, kıvrımlı, hareketli çizgilerden oluşan objeler yaratılmıştır.
Peter Behrens’e ait (1902 yılı) yandaki büro lambası, bronz ve camdan üretilmiştir.Yüksekliği 70 cm’dir.
Otto Prutscher’e ait 5 adet kadeh, 1905 ve 1907 yılları arasında tasarlanmış.Yükseklikleri 21 cm.
Louis Majorelle ve
Emile Galle’yeait yandaki lambalar, 1900 yılında tasarlanmış.Halen, Musee de L’ecole’de sergilenmekte.
Frans Hoosemans’a ait, 1900 yılında yapılan şamdanın yüksekliği 37 cm.
Philippe Wolfers’in tasarımı pandantif, 1898 yılında yapılmış.
Lucien Gaillard’a ait saç tokası tasarımı, 1906 yılında Paris’te üretilmiş.
Louis Comfort Tiffany’in vazo tasarımı 1900 yılına ait ve yüksekliği 45 cm.
ANTONİ GAUDİ TASARIMLARI
Barcelona’da çok büyük eserlere imza atmış, İspanyol mimar Antoni Gaudi’ye ait ayna ve tuvalet masası tasarımları aşağıda yeralmaktadır.
Güell Palace için tasarlanmış boy aynası.
Gaudi bu aynalı masayı, yine
Güell Palace için tasarlamıştır.